8 Mart 2023 / Yıkılan hayatları kadın dayanışması ile yeniden kuracağız!

Her ”8 Mart Dünya Kadınlar Günü” olduğu gibi, bu yıl da Foça Demokrasi Meydanı’nda idik.  Bu yıl, Şubat ayında yaşadığımız deprem felaketi nedeni ile, derin bir yas ve sonrasında yaşananlar nedeni ile öfke ve isyan içindeydik. Kadın mücadelesi, kadına şiddetin yanı sıra, yaşanılan deprem sonucu yaşanan olumsuzluklar dövizlerimize yansıdı. Basın bildirimizi okuduktan sonra ” Yastayız, Öfkeliyiz, İsyandayız ” sloganı ile eylemimizi sonlandırdık.


Basın Açıklaması

8 Mart hepimizin bildiği gibi 1857 yılında New Yorklu kadın dokuma işçilerinin yaşam koşullarını iyileştirmek için yaptıkları eyleme, polisin saldırması sonucu, kadınların fabrikaya kilitlendikleri ve çıkan yangında 120 kadın işçinin öldüğü gündür.

Kadınlar o gün bu gündür kendilerinin ve ailelerinin daha iyi koşullarda yaşamaları için, uğradıkları şiddet ve ayrımcılığa karşı, adalet, özgürlük ve barış adına mücadeleye devam etmektedir.

Kadın haklarını güvence altına alan İstanbul Sözleşmesi sonlandırıldığı gibi, mevcut haklar da ortadan kaldırılmaya çalışılıyor.

Kadınlar tüm bu olumsuzlukları yaşamaya devam ederken, önceki yıllardan farklı olarak bu yıl, yaşadığımız deprem felaketi nedeniyle yüreğimiz daha da yanarak, üzüntü, acı ve en çok da öfkemizle buradayız. Şubat ayı başında ülkemiz ve Suriye halkları korkunç bir deprem felaketi ile yüz yüze geldi. Yaklaşık 50 000 yurttaşımızı kaybettik, bir o kadar yurttaşımızın da akıbetleri belli değil.

Aileler parçalandı. Çocuklar anne-babasız, onlar çocuksuz kaldılar. Devletin zafiyeti nedeni ile, gereken müdahale ve destek geç ve yetersiz oldu. Depremden sağ kurtulanlar ise, esas olarak gönüllülerin, STK’ların, bazı büyük belediyelerin ve halkın çabası ile barınma, beslenme, sağlıklı koşullarda yaşama tutunma mücadelesi veriyorlar. Bu koşullardan en çok etkilenenler her zaman olduğu gibi kadınlar ve çocuklar. Özellikle de hamile ve bebekli kadınlar. Su, tuvalet, duş yetersizliği ve kadınların ped, tampon gibi hijyenik malzemelere ulaşmasındaki güçlükler kadınların bölgedeki durumunu daha da zorlaştırmaktadır.

Çocuklar, anne babasını kaybetmiş olsun ya da olmasın, yurttaş olsun ya da olmasın, devletin, deprem sebebiyle veya daha önce korumasız durumda kalmış çocukları araştırmak, bulmak ve yasalarda öngörülen usul ve esaslara uygun biçimde koruma altına almak zorunluluğu varken, refakatsiz kalan ve kimlikleri tespit edilemeyen çocuklar tarikatların ellerine teslim edilmektedir.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da, ülkemizde kadına yönelik her türden şiddet, istismar, tecavüz, ve çocuk istismarı artarak devam etti. 2022 yılında 334 kadın erkekler tarafından öldürüldü; 245 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. 2023 yılı Ocak ayında ise şimdiden 31 kadın erkekler tarafından öldürüldü; 25 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu.

Ayrıca, sığınmacılara yönelik düşmanlık, ayrımcılık ve ırkçılık yükselerek, savaştan kaçan sığınmacılar deprem ile birlikte ikinci bir yıkım yaşamaktadırlar.

Biz kadınlar, her zaman dile getirdiğimiz, mücadele verdiğimiz hakların yanı sıra, deprem sonucu ortaya çıkan bütün bu çaresizlik ve kötülüklere karşı da mücadele etmeye devam ediyoruz:

– Toplumsal cinsiyet bakış açısının tüm insani yardım faaliyetlerine dahil edilmesini talep ediyoruz !

– Deprem nedeni ile refakatsiz kalan, kimliği tespit edilemeyen çocuklar için koruma tedbirlerinin takipçisi olacağız !

– Depremde ölmek kader değildir. Her yanı faylar ile dolu, deprem ülkesi Türkiye’de çarpık yapılaşma, rant hırsı, denetimsizlik, yolsuzluk ve rüşvet mekanizmaları bu sonuçları yaratmaktadır. Tüm bunlara ilave olarak, afet sonrası devlet kurumlarındaki liyakatsiz yönetim, organizasyon ve koordinasyon eksikliği, sonuçları daha da ağırlaştırmıştır. Sorumlularının hesap sorularak bir an evvel cezalandırılmasını talep ediyoruz !

– Soracak hesabımız, yeniyi kuracak gücümüz var !

– Yıktığınız hayatları, kadın dayanışması ile yeniden kuracağız !  

Yorum bırakın