KUZEY EGE KADINLARI BULUŞMASI

Kuzey Ege Kadınları Foça Barış Kadınları Ev Sahipliğinde 4 Kez Bir Araya Geldi

24-25 Mayıs 2025 tarihleri arasında, Ayvalık Kadın İnisiyatifi, Dikili Kadın Platformu, Urla Kadın Danışma Derneği ve Karaburun Kadın Platformu üyelerinin katılımıyla 4. Kuzey Ege Kadınları Buluşması, Foça Barış Kadınları ev sahipliğinde gerçekleşti. “Barış ve Şiddetsiz İletişim” temasıyla hazırlanan ve iki gün süren programın ilk gününde Kuzey Ege Kadınları, Foça Nihat Dirim Barış ve Demokrasi Meydanı’nda bir araya gelerek Kuzey Ege Kadınları İlke ve Amaçları’nı içeren metni okudu ve birlikte sloganlara Reha Midilli Kültür Merkezi’ne yürüdü.

Reha Midilli Kültür Merkezi’ndeki ilk oturum Kuzey Ege Kadınları’nın deneyim sunumlarıyla başladı. Özellikle Urla Kadın Danışma Derneği ve Karaburun Kadın Platformu’nun avukat temsilcilerinin yaptıkları sunumlarda, şiddete uğrayan kadınların hukuki süreçlerinin feminist kadın avukatlar tarafından yapılan takibinin, davaların şiddete uğrayan kadınlar lehine sonuçlandığı örneklerle dile getirildi.

Öğleden sonraki ikinci oturum, Foça Barış Kadınları’ndan emekli öğretim üyesi Filiz Kardam’ın kolaylaştırıcı olduğu “Barış İçin Ayrımcılık ve Cinsiyetçiliğe Karşı Söylem” başlıklı söyleşiye ayrıldı. Prof. Dr. Melek Göregenli ve Prof. Dr. Sevda Alankuş’un sunumlarıyla ilerleyen söyleşide, yapılan alan çalışmalarında ve incelenen görsel ve yazılı medyada, ayrımcılık ve cinsiyetçi dilin nasıl kurulduğu, bunun kavramsal olarak nasıl inşa edildiği; pratikte de nasıl sürdürüldüğü örneklerle ve söz alan dinleyicilerin deneyimleriyle tartışıldı.

Buluşmanın ikinci gününde, Kuzey Ege Kadınları sabah saatlerinde yeniden bir araya gelerek  bir dizi atölyeye katıldı. “Barış ve Şiddetsiz İletişim” atölyesi özellikle ilk günkü programın bir devamı niteliğindeydi. Atölyenin yürütücüsü Demir Leblebi Kadın Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Su Akpınar, atölyeye katılan kadınlarla, şiddetsiz iletişimin nasıl mümkün olabileceğine dair yöntem ve pratik alıştırmaları önerdi ve şiddetsiz iletişimin sürdürülebilmesi konusunda nasıl bir çalışma pratiği sağlanabileceğine dair hazırlık çalışması sundu.

Barış Atölyesi

Bir diğer atölye çalışması, Kuzey Ege Kadın Platformu logo tasarımı için düzenlendi. Başarılı geçen atölye, 2016-2017 yılları arasında İyi Tasarım İzmir’in genel koordinatörü olarak çalışan, Dahili Bellek kurucu üyesi Gökçe Süvari liderliğinde gerçekleşti.

Sonuncu atölye ise, arkadaşımız Candan İpekçi liderliğinde yapılan yoga atölyesi idi.

Atölyeler sonrası yeniden bir araya gelen kadınlar, Kuzey Ege Kadınları’nın geleceği konusunda önerilerini ve temennilerini dile getirdiler. Kadınlar, daha sık bir araya gelmek, daha fazla ortak eylem ve etkinlik düzenleyip dayanışmayı güçlendirmek temennisiyle bir sonraki yıl tekrar bir ara gelmek üzere sözleşti.

Kuzey Ege Kadınları Foça Barış Kadınları Bildirisi

“Kadınlar barış isterken sadece çatışmaların, fiziksel şiddetin yokluğunu ima etmezler; sosyal güvenlik, eşit fırsatlar, kaynaklara erişim, bölüşüm, ekonomik haklar ve hesap verilebilirlik sistemini de kastederler.” diyordu New Delhi’den Ashina Kaul Bhatia.

Herkesin kazandığı çok boyutlu bir yaşam tasavvuru barış. Sadece siyaset alanına giren, tarafı ve öznesi sadece siyasetçiler olmayan bu tasavvurun gerçekleşmesi hem bireysel hem de toplumsal olarak doğayla, yaşamı paylaştığımız canlılarla, etnik, dini, ekonomik ve kültürel farklılıklarla kurduğumuz ilişkiyi, kullandığımız dilden, beden dilimize, yaşamımızın her anını azami farkındalıkla, nezaketle, zarafetle, irfanla kurabiliyorsak mümkün.

Biz kadınlar, dışlayıcı olmayan, demokratik kararlar alan, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden eşitliğe, çatışma ve şiddetten, sürdürülebilir feminist barışa yönelmede dönüştürücü güce sahip güçlü aktörleriz. Tam da bu güçle, Foça Barış Kadınları, kurulduğundan beri barışın toplumsallaşması ve sürekliliğini kendi gücü ölçüsünde sağlayabilmek, yerelde barış kültürünü inşa edebilmek için birçok eylem ve etkinlik düzenlemiştir. 2024 bahar aylarında arkadaşımız Şebnem, akademisyen Emre Erol’un yazdığı “Foça’nın Büyük Dönüşümü” kitabını sundu bizlere. Aynı yıl, arkadaşımız profesyonel rehber Behiç Yamanoğlu, 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında gerçekleştirdiğimiz hafıza yürüyüşü etkinliğimize rehberlik etti. Behiç, bu kitabın içeriğinden yola çıkarak, 1914’te Bergama’dan Menemen’e, Foça’dan, Çeşme ve Urla’ya uzanan bütün Kuzey Ege kıyılarında, bizzat dönemin siyasi erkinin el altından organize ettiği şiddet ve yağma olayları sonucu Foça’nın ekonomik ve kültürel zenginliğinin nasıl çoraklaştığını hatırlattı. Bu hatırlatma, halihazırda yaşadığımız, yemek yediğimiz, önünden geçip gittiğimiz taş binalarda, soluklandığımız meydanlarda, güneşin en güzel battığı kıyı ve koylarda köklenen, hayat bulan bir kültürün, Rum kültürünün, şimdiki zamanda yokluğu ve yoksunluğuyla bir yüzleşme anıydı. 2025 Foça Barış Kadınları grubunun kuruluşunun 10. yılı. Bu 10 yıl boyunca grup, her hafta aksatmadan haftada bir gün toplanarak yerelin ve Türkiye’nin gündemini tartışmaya devam etti; dernek ve vakıf gibi yönetimsel ve ekonomik yapısı olmayan, gönüllük esasına göre çalışan bir grup olarak eylem ve etkinlik düzenledi. Adı Barış olduğu için çekinildi, barış ve kadın mücadelesinin birlikteliğinden ya da partiler/ideolojiler üstü tutumundan şüphe edildi; bir kalıba veya bilindik örgütsel formlara sığmayışı anomali olarak görülebildi. Yine de bu 10 yıl boyunca Foça Barış Kadınlarının üyelerinde devamlılık açısından önemli ölçüde büyük bir değişim yaşanmadı. Grubun uzun yıllar boyunca bu denli istikrarlı bir şekilde varlığını sürdürebilmesi, gerek grup içi iletişimde ortaya çıkan sorunların gerekse kolektif çalışmalarda yaşanan stresin üstesinden gelebilmesi ortak değerlerle şekillenen grup kültürüyle ve grubu bir araya getiren diğerkâmlık duygusunun kapsayıcılığıyla doğrudan ilgili.

Biz kadınlar, her alanda karşı karşıya kalıp mücadele verdiğimiz ve gitgide artan şiddettin, hak ve hukuk ihlallerinin, geleneksel siyaset zihniyetiyle, davranış ve pratikleriyle çözülemeyeceğini düşünüyoruz. 19 Mart sonrası Türkiye tarihinin belki de en kritik siyasi dönemecinin çıkacağı yolu hep birlikte belirlerken, öncelikle rejimin ayrıştırıcı ideolojik ve kültürel kurucu kodlarının topyekûn değişmesinin artık kaçınılmaz olduğu ilkesinde ortaklaşmak gerektiğinde ısrar ediyoruz. Kendimizi her alanda güvensiz hissettiğimiz, geleceğimize dair derin belirsizlikler yaşadığımız bu süreçte biz kadınlar, toplumsal cinsiyet eşitliğinin kurumsallaşmasını bu yolun en kritik hedeflerinden biri olarak görüyoruz.

Bizler bugün toplumda oluşan dayanışma ruhunu ısrarla yaşatmaya, sürdürmeye çalışarak, korkularımızdan dayanışmayla çıkarak güçleniriz. Kendimizden başlayarak katılımcılığı, özgürlüğü, yan yana yaşamayı, eşit ilişkiyi, birbiriyle konuşmayı, birbirini duymayı, görmeyi, toplumsal cinsiyet bakış açısını genişletmeyi becerdiğimiz ölçüde şiddetsiz bir yolu yürüyerek barış kültürünü oluşturabilir, sürdürebilir; geleceğe berrak bir barış hafızası aktarabiliriz. Kuzey Ege Kadınları, hepimiz, “kendi küçük kasabalarımızdaki çatlaklardan sızan suyun, geçmişin geçmediğinin farkında olarak”, geçmişle yüzleşme cesareti göstererek, kasabalarımızın kentsel dokusunu, tarihini, kültürünü, toprağını, denizini, ağacını yitirmemek, gençlere, çocuklara, ağaçlara, hayvanlara ve bizden sonrası için yaşayacaklara “özgürlüğün ve barışın tadına varmaları” için birlikte yaşayabilmenin değerlerinde ortaklaşarak birlikteliğimizi büyütüyoruz, daha da büyüteceğiz.

Yorum bırakın